18 Şubat 2014 Salı

Aç/Kapa

   
   Lafta teknoloji düşmanı,  1800-1900 kafalı ama kaynakları da sonuna kadar kullanan, kendiyle çelişen, gelecekten korkan bir zamane kuluyum ben.  Sevemedim ne cep telefonlarını ne bilgisayar-internet kavramlarını. Sevemedin uzak dur bari, yok olmaz. Ee bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?  

    Neyi sevemedim aslında biliyor musun?  İki kelimeyi,  iki satıra çevirdiler ya hani. Mimikleri, sembollere. Ses tonuymuş duyguymuş hak getire.  Sevimsizleştik, duygusuzlaştık, robotlaştık kısacası. İki laf edemez olduk yüz yüze.  ‘’Yüz yüze?’’ Acaba bakabildik mi yüz yüze? Konu mühim değilse( bize göre) sen anlat ben dinliyorum havasındaydık, telefon elimizde.  

    Çağımızdan nefret ediyorum.
 
    Bir ‘tık ’a sığdırılan ansiklopediler, film arşivleri, her kültürden tarzdan müzikler. Bunlar makyajlı suratımız. Güzel tabi çirkin demiyorum.  Pratik, kullanışlı. Ama internet laneti olmasa da yapılabilecek şeyler.  O ansiklopediler boşuna yazılmamış, sinemalar sadece çiçeği burnunda çifte ‘civciv’lerin cıvıldamaları için açılmamış, müzik enstrümanları  sonkiüçdörtlü kayıtlara alınsın diye bulunmamış. Ama ben ve ‘çağdaş’larım, biz kolayı çok seviyoruz.  Olmamış, kişileşmesine fırsat vermediğimiz karakterlerimiz farklı kimliklerle gayet mutlu. Neyin kafasındayız biz? 

    100 yıl sonra işletim sistemine aşık olan nesillerimiz olacak (bkz: HER) O yüzden korkuyorum gelecekten, teknolojiden.  Teknoloji bizim ruhumuzdan alıyor, aç/kapa düğmeli ne varsa onlara veriyor. Çamaşır makinalarımız bizden daha asıl aşklar yaşayacaklar, korkuyorum.


    Klavyede ‘e’ nerede yavrum bulamadım diyen, burun kemerine yerleştirdiği gözlüğüyle bilgisayara korkarak bakan ninelerimiz dedelerimiz gibi hissettim kendimi.  Ama napayım çağdaşım, sevemedim  teknolojiyi, sanal kumaşlı aşkları.  Aa ne fark ettim bak.  Ben bu yazıyı pek bilgilisayarımla yazmışım.  Sevmiyorum ayağına bugün kaç film izledin , kaç kişiyle sohbet ettin, kaç saat müzik dinledin Büşra?